Bir soruyla karşılaştığında zihnin doğal olarak en hızlı cevabı üretmeye çalışır. Bu günlük hayat için oldukça faydalıdır. Sürekli durup her ihtimali değerlendirmek yerine, geçmiş deneyimlerinden yararlanır ve sana en tanıdık çözümü sunar. Çoğu zaman bu yeterlidir. Ama her zaman değil. Bazı problemler ilk cevapla çözülmez. Çünkü o cevap, alışkanlığın ürünüdür. Aynı bakış açısını tekrar eder, daha önce işe yarayan yolu yeniden önerir. Oysa bazı durumlarda ilerlemek için yeni bir cevap değil, yeni bir bakış açısı gerekir. İşte zihinsel esneklik tam burada devreye girer. Zihinsel esneklik, fikrini sürekli değiştirmek anlamına gelmez. Aynı duruma farklı açılardan bakabilme becerisidir. İlk düşüncenin ötesine geçebilmek, başka ihtimallere de alan açabilmektir. Bunu günlük hayatta fark etmek kolaydır. Bazen bir konuşmada karşındaki kişinin ne demek istediğini ilk anda yanlış anlarsın. Bir süre sonra farklı bir açıdan düşündüğünde aslında anlatılmak istenenin bambaşka olduğunu görürsün. Ya da uzun süredir çözemediğin bir problem, tek bir soruyu farklı şekilde sormanla birlikte bir anda anlam kazanmaya başlar. Sorun değişmemiştir. Değişen, ona baktığın yerdir. Bu yüzden güçlü düşünmek yalnızca hızlı düşünmek değildir. Gerektiğinde durabilmek, ilk cevabı sorgulayabilmek ve yeni ihtimallere açık kalabilmek de güçlü düşünmenin bir parçasıdır. Bu beceri zamanla gelişir. Çünkü zihin, farklı bağlantılar kurdukça ve yeni deneyimler kazandıkça tek bir doğruya bağlı kalmak yerine daha esnek düşünmeye başlar. Witmina'yı kullananların fark ettiği şeylerden biri de tam olarak bu olur. Kendi düşünme biçimlerini daha yakından gözlemledikçe, yalnızca ne düşündüklerini değil, nasıl düşündüklerini de fark etmeye başlarlar. Ve bazen en büyük değişim, yeni bir cevap bulmakla değil, aynı soruya farklı bakabilmekle başlar.