Farkında olmadan gün içinde onlarca insanla kendimizi karşılaştırıyoruz. Birinin daha hızlı öğrendiğini görüyoruz. Bir başkası daha erken başarı elde etmiş gibi görünüyor. Sosyal medyada paylaşılan sonuçlar, hikâyeler ve kilometre taşları zamanla kendi ilerlememizi değerlendirdiğimiz ölçütlere dönüşüyor. Oysa gördüğümüz şey, çoğu zaman hikâyenin tamamı olmuyor. İnsanların ulaştığı sonuçları görebiliyoruz ama oraya nasıl geldiklerini, hangi zorluklarla karşılaştıklarını ya da ne kadar süre boyunca aynı şey üzerinde çalıştıklarını çoğu zaman bilmiyoruz. Bu yüzden karşılaştırmalar eksik bilgiler üzerinden yapılmaya başlıyor. Daha da önemlisi, herkes aynı başlangıç noktasına sahip değil. Her insan farklı deneyimlerle büyüyor, farklı şekillerde öğreniyor ve farklı koşullarda performans gösteriyor. Aynı hedefe ulaşmaya çalışan iki kişinin yolu birbirine hiç benzemeyebilir. Bu yüzden hız tek başına anlamlı bir ölçü değildir. Gerçek gelişim bazen sessiz ilerler. Dışarıdan fark edilmeyen küçük adımlar, zaman içinde büyük değişimlere dönüşebilir. Tam tersine, çok hızlı görünen ilerlemeler her zaman kalıcı olmayabilir. Kendi gelişimini başkasının temposuyla ölçmeye başladığında, doğal ritmini de kaybetmeye başlayabilirsin. Çünkü artık odağın öğrenmekten çok yetişmeye döner. Oysa gelişim bir yarış değildir. Her yeni beceri, her yeni alışkanlık ve her yeni deneyim kendi süresini ister. Önemli olan başkasının ne kadar ilerlediği değil, senin dünden ne kadar farklı olduğundur. Witmina'yı kullananların fark ettiği şeylerden biri de tam olarak bu olur. Kendi bilişsel yapıları ve gelişim süreçleri hakkında daha fazla içgörü kazandıkça, başkalarıyla kıyas yapmak yerine kendi ilerlemelerini daha sağlıklı değerlendirmeye başlarlar. Çünkü en anlamlı gelişim, başka birine benzemeye çalıştığında değil... Kendi ritmini anlamaya başladığında gerçekleşir.