Farkında Olmadan Çevren Gibi Düşünmeye Başlıyorsun
Zihnin sadece kendi deneyimlerinden değil, en çok vakit geçirdiğin insanlardan ve bulunduğun ortamlardan da etkilenir.
Bir süre aynı ortamda kaldığında, fark etmeden o ortamın ritmine uyum sağlamaya başlarsın. Sadece davranışların değil, düşünme biçimin de yavaş yavaş değişir. Kullandığın kelimeler, sorunlara yaklaşımın, hatta dikkatini nereye verdiğin bile içinde bulunduğun çevreden etkilenebilir.
Bu değişim genellikle sessiz ilerler.
Kimse bir sabah uyandığında bambaşka biri olmaz. Bunun yerine küçük etkiler zamanla birikir. Sık duyduğun fikirler daha tanıdık gelmeye başlar. Sürekli konuşulan konular daha önemli görünür. Bir süre sonra bunların ne zaman senin düşüncelerin haline geldiğini fark etmek zorlaşır.
Bu durum her zaman olumsuz değildir.
Destekleyici bir çevre, yeni bakış açıları kazanmanı sağlayabilir. Merak duygunu besleyebilir, daha yaratıcı düşünmene yardımcı olabilir ya da seni daha önce denemediğin şeyleri denemeye teşvik edebilir.
Aynı şekilde, sürekli aynı fikirlerin tekrarlandığı bir ortam da düşünme alanını daraltabilir.
Çünkü zihin yalnızca bilgiyle değil, etkileşimle de şekillenir.
Bu yüzden gelişim sadece bireysel bir süreç değildir. İçinde bulunduğun ortam, kurduğun ilişkiler ve gün boyunca maruz kaldığın konuşmalar da bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Belki de bu yüzden zaman zaman kendine şu soruyu sormaya değer:
"Her gün içinde bulunduğum ortam, beni düşündüğüm kişiye mi dönüştürüyor?"
Bu soru, çevreni değiştirmekten önce onu fark etmeyi sağlar.
Çünkü bazı değişimler yeni bir şey eklemekle değil, seni her gün etkileyen şeyleri daha net görebilmekle başlar.
Witmina'yı kullananların fark ettiği şeylerden biri de tam olarak bu olur. Kendi düşünme alışkanlıklarını daha iyi tanımaya başladıklarında, hangi ortamların onları desteklediğini ve hangilerinin potansiyellerini sınırladığını daha bilinçli değerlendirebilirler.
Ve bazen en önemli değişim, kendini değiştirmekle değil...
Seni şekillendiren ortamı fark etmekle başlar.







